O Belde: Kanada

0
1883

Cüneyt Zümrütpınar

Hamilton

 

Kalbim çok yorgundu ve bana veda edip, onarılmak için Mutluluğun Evi’ne gitmşti…

Ama, ruhun kutsandığı kutsal topraklara vardığında şaşkınlıkla kalakaldı, çünkü hayalini kurduğu hiçbir şeyi bulamadı orada.

Orada ne güç gördü, ne bir zenginlik, ne de otorite. Güzelliğin gençliğinden, onun eşi olan Aşk’ın kızından başka hiçbir şey yoktu.

O zaman kalbim, Aşk’ın kızıyla konuşup şöyle dedi: “Rahatlık nerede, ey Aşk? Duydum ki, o seninle paylaşırmış evini.”

“Rahatlık, uzaktaki şehre gitti vaazlar vermeye,” diye cevap verdi.

Aşk, “Orada rüşvet ve açgözlülük varmış, biz burada böyle şeylere ihtiyaç duymayız. Mutluluk, rahatlık gerektirmez, çünkü mutluluk, birleşmenin kucaklaması dışında hiçbir arzuyu istemez; rahatlık, umutsuzluğun fethettiği bir sapkınlıktır. Ölümsüz ruh, memnun olmaz, çünkü her zaman kusursuzu ister, ve kusursuzluk, sonsuzluktur.”

Ruhun kutsandığı kutsal topraklar Kanada mıdır bilinmez ama hayata nasıl bakıyorsanız, bu ülkeyi oradan görürsünüz. Güzellik hala genç bu topraklarda. İnsanlığı daha geç tanıdığındandır belki de. Hayalini kurduğunuz hiçbir şeyi bulamayabilirsiniz. Ne güç, ne zenginlik, ne de otorite. Rahatlık da arzu ettiğiniz bir şey ise, ona ilk etapta kavuşmak yeri de burası olmayabilir. Kusursuzu isteyen içinse ebedi hayattan başka yol yok. Ebedi mutluluk alemi cennetin dünyadaki iz düşümüyse konuşulacak, olsa olsa buraya isabet etmiştir. Radyoda aniden çalmaya başlayan Ave Maria,yı dinleyip camdan esen hafif rüzgarın tadını çıkarmak nasıl bir duygu? Yaşamalı ki, Kanada anlaşılsın.

Kutba yakınlığından mıdır, yoksa yoğun iş hayatının yoğunluğundan mı, herkes vaktin yetmediğinden şikayet eder burada. Zaman akreple yelkovanın dansı ise eğer, vals değil, sert bir tango karşılar sizi. Ama anılar yaşayıp, tadını çıkarmaksa vakit -ve nakit değilse sizin için 🙂  – işte o zaman en kazançlı çıkacağınız yerdir Kanada.

Uzak mı? Neye ve ne kadar? Yalnız kaldığınız bir gece, gökyüzünü kaplamış gibi duran mehtap uzak mı? Dünyanın öbür ucunda olan ve özlediğinizde gönlünüzün içine bir telefon konuşmasıyla akmaya hazır bulunan dostunuz uzak mı? Uzaklık mesafe mi yoksa sıkıntı birimi ile mi ölçülür kantarınızda? Burası uzak olmaya çalıştığınız karamsarlıktan, umutsuzluktan, nobranlıktan ve sevgisizlikten kaçmanın ilk adımı da olabilir. Yol yarılamanın başlangıcı olan ilk adım.

Gözlerimizi kapatıp çizdiğimiz resimdir hayat bence. İlk günlerde çizdiklerimiz ile, yıllar ve hatta günler sonra çizdiğim resimler öyle farklı oldu ki burada.

Kabul etmeliyiz ki; yetiştiğimiz ortamlar, kültür seviyesi itibariyle farklı dünyaların insanlarıyız. Hayata bakışımızı ölçüleyen unsurlar, bu eşsiz topraklara nazarımızı da etkiliyor ister istemez. Neden tüm dünya tarafından en nazik ve anlayışlı insanlar olarak tanımlanan bir topluluk bu topraklarda yaşar? Yukarıda kendi naçiz gözlemimi ve his dünyama aksettirdiklerini paylaşmaya ve buna gerekçe teşkil eden unsurları anlatmaya çalıştım. Kanaatim burayı sevmeyenlerin ise, ya anlamadığı ya da kalbinin kapılarını aralamadığı yönünde. Çiçeklerin arasındaki taş parçalarına takılacaksa gözümüz, cennet ne bu dünyada harcımız, ne de aslıyla. Nefes alın, ciğerlerinize doldurduğunuz ne ise etrafınızdakiler ile paylaştığınız odur. Rahat olun, çünkü siz de onlardan birisiniz. Kimlerle ne paylaştığınız sizi siz yapan.

 

SHARE
Previous articleMerhaba
Next articleKitchener’daki Bisikletçi

LEAVE A REPLY