Kelimeler ve Beyin

0
587

 

Zehra ŞASAL

Ottawa

Küçükken aklımda delicesine sorular vardı. Mesela diyordum, annem nasıl hiç oyun oynamadan durabiliyor? Nasıl oluyor da babam, dışarıda oyun oynamak varken işe gitmeyi tercih edebiliyor. Aklım almıyordu. Soruyordum anneme, “sen kum oynamak istemiyorsun, salıncağa binemiyorsun çok mu mutsuzsun? Oyun oynayamadığın için anne olmak çok mu zor?” Annem gülüyordu halime ve büyüyünce canın istemez ben böyle mutluyum diyordu. O zaman da acıyordum anneme. Diyordum ki iş yapmaya o kadar alışmış ki, oyun oynamanın zevkini istemeyecek kadar hayattan bezmiş. Ve bu düşünce beni büyümekten oldukça korkutuyordu. Ya büyür de annem gibi olursaydım?

 

Şimdi 5 yaşını geçeli bayağı bir oldu. Ve annem haklıymış, gerçekten de kumdan kaleler eskisi gibi zevk vermiyor bana. Aksine o önceden üstünde yatıp yuvarlandığım kumlara, hijyenik olmadığı düşüncesiyle elimi bile sürmek istemiyorum şimdi. Acaba ben de mi annem gibi oldum? Şimdi diyorum, anne olacak yaşlara gelmişken yarın öbür gün benim çocuğum bana bunları sorarsa acaba ben ona ne cevap veririm. Gerçekten oyun oynamak istemediğime onu nasıl inandırırım? Acaba ben çocuğumun bana acıyan bakışlarından kaçabilir miyim? Veya bir anne olunca çocuğuma oyun oynamak istemiyorum demek yerine çocukta pozitif algı oluşturmak için ben artık büyüdüğümden ötürü yaptıklarımın aslında anne oyunları olduğunu ve bunları çok sevdiğimi mi anlatırım? Sanırım böyle yaparım ve yapmalıyım.

 

Şimdi meseleyi bir Nörobilimci olarak ele alacağım. Çocuk psikolojisi ve insan beyni üzerinde yapılan araştırmalara göre, her ifadenin çocuk gelişimine iyi ya da kötü bir katkısı oluyor. Çocuğun düşünce yapısı, etrafındaki algıya göre şekilleniyor. Misal, bir çocuğa sokak köpeğine yaklaşmaması için “sakın o pis köpeğe dokunma, kim bilir ne hastalığı vardır! Hoşt!” şeklinde uyaran bir ebeveynin çocuğuyla, “sokakta yaşayan hayvanların aşısı tam olmayabilir, gel biz onu rahatsız etmeden geçelim ki o da bizden korkup saldırmasın” şeklinde uyaran bir ebeveynin çocuğu şüphesiz aynı olmayacaktır. İlkinde, kendisiyle aynı imkânlara sahip olmayan ve gözünde pis gördüğü her şeyden kendini üstün gören bir kibir makinası çıkar ortaya. İkinci de ise karşısındaki hayvan dahi olsa onu rahatsız etme hakkına sahip olmadığını öğrenen bir birey elde edersiniz. İki örnekte de belki çocuğunuzu o köpekten uzak tutmuş olursunuz, ama elde ettiğiniz sonuçlar farklı olacaktır.

 

Amerikalı doktorlar Andrew Newberg ve Mark Robert Waldman’ın kitabı Words Can Change Your Brain’a göre (Kelimeler Beyninizi Değiştirebilir) kelimeler ağızdan çıktığı anda beynin salgıladığı hormonları değiştirerek beynin de şeklini değiştiriyor. Ve sevgili okurlar, beyin çok iyi bir öğrenicidir. Özellikle de henüz kişiliği oturmamış, beyni tertemiz bir sayfa misali olan çocuklarımızın yarını çoğu zaman iki dudağımız arasında gizli. Birkaç defa benzer olaylarda negatif kelimeleri duymaya alışan bir beyin, yapısını negatifliğe göre değiştirmiş, stres hormonlarının menşei haline gelmiş bir kişilik ortaya çıkaracaktır. Bu kişi ise yetişkin olduğunda olaylara bezmiş bir gözle bakan, kötümser kavgacı bir birey olacaktır. Yapılan farklı bir araştırma, bu gerçeği anne karnından itibaren gözler önüne seriyor. Negatif ifadeler kullanan kötümser bakış açısına sahip hamile annelerin çocuklarında, ileride daha sık sağlık ve psikolojik problemlere rastlandığını bulmuş. Yani hem çocuk eğitimi anne karnında başlıyor, hem de aslında kişilik ve beyin, düşünce yapımıza göre şekillenmiş oluyor. Boşuna dememiş söz sultanı; ‘Ya hayr konuş, ya da sus!’.

 

Peki her şeyi pozitif kelimelerle nasıl ifade edeceğiz? Birkaç örnekle başlayalım;

Odanı toplamazsan burayı hep cinler şeytanlar basar (klasik bir Türk annesi repliğidir) yerine

Odanı temiz tutarsan melekler buraları ziyaret eder, ruhun ferahlar.

 

Yemeğini bitirmezsen, şeker yiyemezsin. à Yemeğini bitirirsen şeker yiyebilirsin.

 

Sıcak havaları sevmiyorum. à Serin havaları daha çok seviyorum.

 

Bunlar kısaca birkaç örnek. Uzun lafın kısası şu; ‘’Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır’’.

Ve ilerideki çocuklarıma not: Hayır anneciğim, ben aslında günlük işlerimi yaparken de mutluyum!

 

 

 

LEAVE A REPLY