Yetmişiki Millet Tek Devlet

0
604
Etnik sorunlarla milletlerin birbirine düştüğü karanlık bir dünyada, Kanada farklı kültürlerin barış, zenginlik ve ortak saygı içinde birlikte yaşayıp çalışabildiği ideal bir model olarak yükseliyor”
Bill Clinton
Anadolu tarih boyu çeşitli medeniyetlere,  kültürlere, dinlere vatan oldu. Bu nadide  vatan parçası tanımlarken köprü kelimesi tercih edilir çoğunlukla. Medeniyetlerin kesişim noktası, doğuyla batıyı birleştiren bir köprü imgesi canlanır gözümüzde.
Geçenlerde, Kanadalı bir dostum, bu genel nitelemeye itiraz etmemekle birlikte, Anadolu için en iyi sıfatın, kaynak olabileceğinde ısrar etti. Defalarca Türkiye’ye gelip gitmiş dostumuz, dünden bugüne Anadolu’nun zengin birikim ve kültürel harmonisiyle, tüm dünya için keşfedilmeyi, değerlendirilmeyi bekleyen bir kaynak olduğunu vurguladı. Ona göre, Anadolu köprüden ziyade, bizzat medeniyetlere kaynaklık yapabilecek bir keyfiyetteydi.
Eski dünyanın merkezi Anadolu’dan çok uzaklara, “akvam-ı beşerin kum gibi kaynadığı” bir yeni dünya ülkesine gidelim, Kanada’ya. O da Türkiye gibi   farklı din, kültür ve milliyetten milyonlarca insanı barındırıyor topraklarında.
Tarihçilerin Eski Kanada diye anlandırdığı, hemen hemen yirminci yüzyılın ilk yarısına kadar gelen bir dönem var. İngiliz ve Fransız ağırlıklı sade  bir Kanada dönemi.  Artık bu Eski Kanada’nın yerinde yeller esiyor.  Şimdi, daha hızlı, renkli, zengin ve her geçen gün farklılaşan, dinamik  bir ülke duruyor karşımızda.
Her ülkeden, her renk, ırk, din, tarikat veya topluluktan insanın harman olduğu bir yer. Nüfusun yarısında yakınının Kanada’da doğmadığı Yeni Kanada.
Dünden bugüne Büyük Kanada Toplumununun mozayiğini teşkil eden milletlere genel olarak bir bakalım:
Yerliler
Kanada’nın gerçek sahibi olan yerlileri, üç grupta incelemek mümkündür: Indian, İnuit ve Metis. Tüm yerlilerin sayısı , toplam nüfusun yüzde ikisidir. Genellikle kabileler halinde yönetilen yerliler, Federal devletin özel yasaları ile koruma (kontrol) altındadırlar. Kanada Yerlilerinin, kısmen de olsa ayrıcalıklı bir konumları vardır. Sözgelimi  federal devlete kayıtlı yerliler,  vergi ödemezler.
Düzensiz yerleşim birimleri, başarısız okul sistemleri, yüksek işsizlik oranları, alkol ve uyuşturucu kullanımındaki fazlalık; yerlileri sorun haline getirmiş, onları her daim Kanada hükümetine karşı isyankar bir pozisyona itmiş. Bununla birlikte, Federal devletin, yerlilerdeki verimliligi artırma, toplumda onları daha üretken hale getirme konusunda, çalışmaları yabana atılamaz.
Bazı yerli grupları tamamen dış etkilere kapalı, kendi kültür ve dillerini yaşama ve yaşatmayı sürdürüken; özellikle Alberta ve Manitoba eyaletlerinde yaşayan Metis yerlileri, Fransız kültürüyle yoğrularak, özgün bir kültür meydana getirmişler, tolumla daha içli dışlı hale gelebilmişlerdir.
İnuit’ler, Kanada’nın buzullarda yaşayan yerlileridir. Eskimo adıyla bilinirler. Küçük gruplarlar halinde , tecrit edimiş bir hayat yaşarlar. Avcılık ve balıkçılıkla geçinirler. Kanada Meclisinde bir İnuit temsicisi, Kanada’nın bu bilinen en eski milletini temsil eder.
Fransız ve İngilizler
Günümüz Kanada toplumunun en baskın iki milleti, Fransızlar ve İngilizlerdir. Bu iki millet, ülke nüfusunun yarısından fazlasını teşkil eder. Dil, din, kültür, gelenek ve siyasi olarak ülkenin kaderini tayin ederler. Kanada’da, bu iki millet arasında, 1750’lere kadar çizilmiş sınırlar vardı. İngilizler, Fransızları daha sonra, Quebeck eyaletine hapsetip, kısmi bir  kontrol sağladılar.
Konfedarasyonla, birlik bütünlük sağlanırken, eyaletsel yönetimler de daha fazla güçlendirildi. Fakat ülkenin büyük kısmı ve işdünyası yine İngiliz kontrolünde kaldı. Fransızlar ise daha çok çiftçilik ve ucuz işçiliklerle meşgul oldular. Bu durum, hemen hemen 1950’lere dek sürdü. Quebeck eyaleti, Fransız milliyetçiliğinin kalesi haline geldi. Quebeck Partisi, Kanada devletinden ayrılıp müstakil bir devlet gayesiyle kuruldu. Bırakın ayrılıp gitsinler, ayrı bir devlet kursunlar diyenlerden, ülkeninin birlik ve bütünlüğünden asla taviz verilmemesini savunanlara kadar,  Kanadalıların Quebec  konusunda farklı farklı görüşleri var. Bu konu, özellikle  seçimlerde,  en sıcak tartışma konularından biridir.
Diğer göçmeler
Gelen tüm  avrupalı askerler, denizciler, seyyahlar kendilerine Kanada’da daha iyi bir yaşam alanı aradılar. Özellikle yirminci yüzyılın başlarında artan göç dalgası, ülkenin demografisini derinden etkiledi. Ingiliz, Fransız ve Yerlilerden mürekkep nüfusa yeni renk, dil ve kültürler dahil oldu.
Zamanla, Kanada, göçmeliği  milli bir politika olarak benimsedi. Avrupadan gelen diğer göçmenler; alman, italyan rus, irlandalı ve ukraynalılar olarak sayılabilir. Bu göçmenlerin bir kısmı, büyük şehirlere yerleşip, oralarda kendi gettolarını kurarlarken, bir kısmı da  kırsala gidip, kendi kültürlerini koruyarak yeni  hayatlar kurdular.
Asyalı Göçmenler
Çin’den ilk göçmenler, altın madenlerinde çalışmak için geldi. Sonrasında ise, Kanada Pasifik Demiryolu yapımında kullanılmak üzere, binlerce çinli işçi ithal edildi. Bu işçiler, tehlikeli işlere koşuldu. Dağlarda tünel kazdılar, nehirlerde köprü inşaatlarında amele olarak istihdam edildiler. Yine yüzlercesi bu inşaatlarda ölüp gitti. Bugünkü Kanada’da Çin nüfusu daha çok ülkenin batı sahillerinde kümelenmiştir.
1960’lardan sonra kısmen iyileştirilen göçmenlik yasalarıyla, Asyadan toplu göçmen alımına devam edildi. Gelenler, çoğunlukla, Arap, Hindistanlı ve Çinliydi.
1971’de Kanada resmi olarak çokkültürlülük siyasetini benimsedi. Vatandaş olan hiç kimsenin kimseye üstünlüğü sözkonusu edilmeyecek, farklı kültürler, devlet tarafından desteklenecekti yeni anlayışa göre. Çokkültürlülük Bakanlığı bile ihdas edildi.  Onca farklı etnik ve dini grup arasında ortak bir Kanadalılık paydası oluşturmayı hedefleyen bu milli politika; aynı zamanda etnik grupların din ve dil özgürlüklerine hayat hakkı tanıyor ve varlıklarını yaşatmak etkinlikleri için maddi imkanlar sağlıyordu.
Afrikalı Göçmenler
Kanada’ya ilk Afrikalı,  Quebeck’e, 1626’da  köle olarak getirilmiştir. Sonrasında, kölelik ülkenin her yerinde yaygınlaştı, çok sayıda Afrikalı getirildi.
 19.yy’ın ortalarında siyahiler arasında, Kanada, Amerika’dan kaçılıp sığınılacak bir özgürlükler beldesi haline geldi. Nitekim kendi aralarında Kanadayı cennet olarak adlandırmışlardı
Bugün de gerek Afrika’dan gerekse Atlantik Adaları’ndan Kanada’ya göç devam etmekte.
Dünyanın her milletinden derlenip toplanan Kanada toplumunun üyeleri, kendi kültürlerini özgürce yaşatıyorlar. Okullar, ibadethaneler, kültür ve toplum merkezleri açıp genç kuşaklarını eğitiyorlar. Öz kültürlerini koruyup sürdürebiliyorlar ülkelerinden çok uzak diyarlarda.  Kültürler arası bu etkileşimden, karışımdan çeşnili bir lezzet çıkıyor ortaya. Kanada, ne köprü, ne de bir kaynak. Farklı tat, renk ve kokuları taşıyan gıdaların bir arada kaynadığı tencereyi andırıyor.
Bazılarına göre bir ütopya olan çokkültürlüğün, gündelik hayatta güzel uygulamaları olabiliyor. Medyadaki olumsuz örneklere,  bir kısım zihinlerdeki önyargılara aldırmaksızın çok daha iyi gittiğine inanıyorum çokkültürlülüğün. Gündelik hayatta kabullenilmiş, içsellestirilmiş görünür bir saygı  var insanlarda birbirlerine  karşı.  Kimsenin kimseye söz dinletme, diş geçirme gayesi yok. Kanada insanının, toplumsal çesitliliğin tabii  olarak gayet iyi yönetildiğini düşünüyorum. Kanada halkının göçmenlere karşı genel tavrı müspettir. Kültürel çeşitliliğin, kendi görgü ve deneyimlerini zenginleştirdiğini düşünüyor ortalama Kanadalı.
Yeni gelenlerin uyumunda , uydurulmasında  sorunlar yaşanıyor elbette. Quebeckli fanatikler, ayrılıkçı sevdalara  tutulmuş olabilir, yine bazı huysuz azınlık Kanadalılar da en küçük bir sebeple, hemen çokkültürlülüğü ve göçmenleri suçlama tutumu görülebilir…
Kültürel uyum ve sosyal entegrasyon yavaş bir “süreç”tir. Bugün, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi köklü Avrupa ülkelerinin bile göçmenlikle ilgili ciddi sorunları var. Bu ülkeler  bu sorunlarla onca yıldır boğuşuyor ve halen bir çözüm bulamadılarsa, Kanada’nın daha ciddi çokkültürlü politikaları kutlanmalı.
Ülkenin her yıl ikiyüz ellibinden fazla insan aldığını düşünelim. Bu insanların her biri farklı kültürden, dinden, gelenekten…Buraya kendi inançlarından fedakarlık etmeye değil, inançlarıyla yaşayabilmek için geliyorlar. Her millet, kendine mozayik içinde en güzel yeri bulabilmek icin gayret ediyor. Göçmenler Kanada’nın milli kimliğine darbe vurmuyor, bilakis bu kimliği pekiştiriyorlar.
Kanada, sadece tabii kaynakları bakımından değil,  insan kaynakları bakımından da zengin bir ülke. Devlet, renk, dil, din  ve ırk ayrımı yapmaksızın, tüm vatandaşlarının mutlak eşitliğini temin etmeli.  Kanadalılar, her firsatta daha fazla bir araya gelmeli, paylaşmalı. Kendi etnik gruplarına karşı sorumlulukları olduğu gibi, Kanada toplumuna karşı da vazife ve sorumlulukları olduğunu unutmamalı.
Sadece Fransız, İngiliz ve diğer avrupalılardan müteşekkil Eski Kanadanın tedavülden kalkalı yıllar oldu.  Bazıları  Hey Gidi Günler ( Heydays) nostaljisi yaşıyor olabilir, ama dünya ile birlikte  Yeni Kanada’nın dinamikleri de değişiyor. Kanada bağrına bastığı yeni sakin ve sahipleriyle daha iyi bir geleceğe gidiyor.
SHARE
Previous articleKanada Oteli
Next articlePota mı Mozayik mi

LEAVE A REPLY