Kayıp Ülke

0
560

“ Milli politikalarımız yok, ideallerimiz yok, geleceğimiz yok. Kanada devletinin en büyük sorusu şu olmalı: Ülkeyi Amerika’ya niye teslim etmiyoruz? Çünkü onlar, Kanada’ya sahip çıkmak için bizden daha istekli görünüyorlar”
                                                               Dian Cohen, Kanadalı Ekonomist
Bir yaz günü, White Lake’te sandal safası yaparken, bir adanın önünden geçiyorduk. Adanın ortasında kocaman bir Satılıktır levhası görmeyeyim mi!
Metruk görünümlü adada, sazlık içinde neredeyse kaybolmuş bir iskele ile bakımsız bir de yalı vardı. Evet Ada’mız tüm müştemilatıyla  satılıktı.
Daha sonra öğrenecektim ki, Kanada’nın adaları, hatta içinde kocaman gölleri ile dönüm dönüm arazileri, Amerikalı zenginlerin gözdesiymiş. Türkiye’de de benzeri alımsatım vakaları, zaman zaman, vatan elden gidiyor vaveylalarıyla gündeme getirilir.
Kanada’nın Amerikan sermayesinin istilası altına girdiğiyle ilgili endişeler, muhafazakarlarca daha sık telaffuz edilir oldu. Gerçekten de kurumsal olarak Kanada’ya mal olmuş büyük şirketler, Amerikanlar tarafından satın alınmış durumda. İşte bir kaç örnek:  West Coast Energy, Tim Horton’s, Future Shop, Shoppers Drug Market, Moore Corp., The Montreal Canadiens, Angus Reid… Kanadalı şirketlerin, Amerikanlar tarafından satın alınması, ekonomik bağımsızlığın kaybı olarak değerlendiriliyor. …
Elektronik, petrol ve otomotiv endüstrisi başta olmak üzere, Kanada’nın kalburüstü sektörleri  Amerikan kontrolünde…ABD, en büyük yatırımcı ülke konumunda. Amerika’nın toplam yatırımlar içindeki  payı, 2001 yılında %67’ye yükselmiş. 2001 yılındaki 251,4 milyar ABD Doları olan toplam rakam, artıyor. (Bu arada, Kanada firmalarının Türkiye’deki yatırımları ise 2001 yılı sonu itibarıyle 250 milyon ABD Doları civarındaydı).
Her gün binlerce Kanadalı, sınırı geçerek Amerika’ya iş için gidip geliyor, Amerika için çalışıyorlar. Turistik mekanlar denince akla ilk gelen istikamet Amerikan şehirleri. Medya, müzik, haber, giyim kuşam, yeme içme, teknoloji rüzgarları  hep güneyden  esiyor…Özellikle, medyadaki Amerikan etkilerine karşı, Kanada kültürünü vurgulayan programlara ağırlık verilmeye çalışılıyor. Bir dönemin I am Canadian adlı popüler dizisi, gündelik hayatın her kesitinde Kanadalılık vurguları yaparak adeta Amerikanlaşmaya set çekmeye çalışan bir programdı.  Ne var ki, Kanada’nın, Amerikan’ın hakim kültürüyle başa çıkabilecek mecali yok!
AMERİKANLAŞ(TIR)MA
Eski bir Kanada masalında da geçtiği üzre, Kanadalı anneler, yaramazlık yapan çocuklarını susturabilmek, korkutabilmek için: “Sus, bak  Amerikalılar geliyor” derlermiş. Öcüler geliyor gibi bir şey!
Eski Kanadalılar, kuzeyde Quebec’e, güneyde Amerika’ya karşı, İngiltere Krallığına yakın durarak gardını almışlardı. Birliklerini tesise çalışırlarken aynı zamanda, Amerikanlaştırılmaya da mukavemet etmeye çalışıyorlardı.
Kuzey Amerika kıtası  tarihinin de hikayesi olan Kanada ve Amerika  ilişkileri kah kuzu sarması kıvamında, kah vurdulu kırdılı  bir seyir izlemiş. İki ülke belki de dünyanın en samimi, uyumlu komşuları, hatta ikiz kardeşler gibi.
Kanada miliyetçileri, Kanadalılık kimliğini tanımlamaya çalışırlarken, özellikle Amerikalılarla aralarındaki farklılıkları özenle vurgularlar.Kanadalılar, Amerikanlarla aynı kefeye konulmaktan, Amerikan gölgesinde kalmaktan, bu ekonomik devin arka bahçesi olarak anılmaktan rahatsızlar.  Kendi diktikleri bu tabuyu, kırmaya çalışıyorlar.
Kanada’nın Amerika olmadığının özellikle altı çiziliyor. Nitekim Kanada, Amerika’nın rağmına işler de yaparak, süper gücün her işini onaylamadığını gösteriyor.  Irak işgaline karşı çıkıldı, Kyoto protokolu  reddedildi,  daha ılımlı bir göçmenlik politikası benimsendi.
Son tahlilde, kendi ülkelerinin çeşitli faziletlerini sıralayıp,  Amerika’dan daha iyi  olduğunda ısrar eden çok sayıda Kanadalı görebilmek mümkün. İşte Kanadalı’ların üzerinde durdukları üstünlük vesilesi hususlardan bir demet:
·         Öncelikle Kanada coğrafyası, Amerika coğrafyasını döver. Kimde var o dağlar, ovalar, göller, nehirler…  Zengin tabii kaynaklar da işin cabası.
·
·         Kanada, Amerika’nın aksine çok kültürlülük politikasına sahiptir. Yaşasın halklar için özgürlük , farklılığımız zenginliğimizdir edalarındadır.
·
·         Kanada’nın namı,savaş açan, maraza çıkaran değil; barış yapıcı ve  koruyucudur. Varsa bir sorun, yapalım bir açıkoturum teyakkuzundadırlar. Ol sebeple de muteber bir kavimdir Kanadalı’lar.
·         Evlerinin büyüklüğü, genişliği, bağlı bahçeli olmasıyla tekebbür ederler. Temiz sokaklar, kardan buzdan telef olmuş mikroplar, pırıl pırıl nehirler, ışıl ışıl gökyüzü, falan filan…
·
·         Kendilerinin daha bilgili, kültürlü olduklarını, Amerikanların ise kendi  ülkeleri dışında (hatta kendi ülkelerini bile)  hiç bir şey bilmediklerini ifadeden haz alırlar. (İşsizlerimiz bile masterlı, doktoralı diye böbürlenirler!)
·         İngilizcemiz daha iyidir ve dahi aksanımız daha nezaketlidir deyü övünürler. Ki elhak doğrudur.
·         Ve  illaki TimHorton’s kahvehaneleri… Kanadalı’ların damak zevkini en iyi temsil ettiği düşünülen  fastfood tapınakları. Amerikan’ın neyi var! McDonald mı! Kabil-i kıyas bile değil, derler.
Kanadalılar, “ülkemiz her geçen gün ekonomik ve kültürel olarak Amerikanlaşıyor” endişelerinde haksız sayılmazlar. Ülkedeki Amerikan gölgesi gittikçe koyulaşıyor.
Kanadalı’larla aynı gemide değiliz, ama aynı sularda seyrettiğimiz kesin” diyen  Amerika’nın eski dışişleri bakanı Arthur Meighen haklı. Aynı kıtanın çocukları, yegane ve zoraki komşuları… Kanada, bir dünya devine komşu olmanın bedellerini öderken, bir yandan da bu akrabalığın  nimetlerini devşirmeye devam ediyor. Buradaki muamma, bu münasebetler sürecinde Kanada’nın ne kadar  kendisi kalabildiği, dahası olabildiğidir. Bu da Amerikan’ların değil, Kanadalıların  gayretine bağlı!

LEAVE A REPLY