Kapanan kiliseler

0
1643
Kuzey Amerika, çeşitli dini geleneğin uyum içinde harman olduğu bir kıta;  Avrupa’ya nazaran  daha dindar, irili ufaklı yüzlerce inancın temsil edildiği çokkültürlü ve hoşgörülü bir toplum.  Hristiyanlık ise,  çoğunluğun benimsediği, devletin özel  himaye gösterdiği, kurum, nüfus ve hizmetleriyle  daha “baskın”  bir din.
11 Eylül sonrası Kanada gazetelerinde Hristiyanlıkla ilgili haberler de arttı.
Özellikle kapanan kiliseler, azalan Hristiyan nüfusu, kaybolan köklü cemaatlerin yerini alan yeni  temayüller gölgesinde biçimlenen  toplumsal paradigmalar…
Kanada’da haftalık bir gün de olsa,  genel olarak, kiliseler ziyaret ediliyor. Pazar günlerini kutsal bir havada geçirmeye özen gösteren dindar  kesimler var. Kiliseler, Hristiyanların birlik ve beraberliklerini yaşadıkları, sergiledikleri mekanların başında geliyor. Bazı kiliseler, hayır kurumları gibi çalışıyor. Yaşlılar, gençler, çocuklar için programlar var. Evsizlere yurtsuzlara barınak, yiyecek ve giyecek yardımları veriliyor. Yıl içinde pek çok organizasyon, kilise çatısı altında gerçekleşmekte. Kutsal günlerde, ziyaretçiler artıyor.
Kilise müdavimlerinin yaş ortalaması, 60’larda seyrediyor.  Genelde emekli, ya da işsiz kimseler…Muhite göre, daha varlıklı ve eğitimlilerin gittiği kiliseler de var elbette.  Hayat temposu daha hızlı Hristiyanlar ise, pazarlarını dünyevi etkinliklerle değerlendiriyorlar. Kiliselerde, yirmilerinde  insan görebilmek, neredeyse imkansız.  Katılımın  gittikçe düştüğü söyleniyor.
1960’lı yıllarda  tıklım tıklım olan kilislerin Pazar Okul’ları, şimdilerde ögrenci ve gönüllü öğretmen bulmakta zorlanıyor.
Din görevlileri, dini bilgiler vermek, inançla ilgili bahisler anlatmaktan ziyade, kişisel gelişim konuları üzerinde duruyorlar; motive edici, yaşama bağlayıcı günlük ve dini hikayeler anlatıyorlar. İlahilerle birlikte coşuluyor.Yardımlar toplanıyor. Kiliselere gitmeyen bir Hristiyan kesim ise, ya  “kurumsallaşmış din” anlayışına karşı, ya da  mahallesindeki papazı beğenmeme gibi sebepler ileri sürüyor.
CanWest Haber’in yaptığı son ankette,  kiliselerin üye bulmakta zorluk çektiğini,  hatta bazı  cemaatlerin zamanla ortadan kalktığı için, kiliselerinin kapatıldığını ortaya çıkardı. Kapananlar arasında başkent Ottawa’da yıllarca hizmet veren tarihi Anglikan kilisesi de var.
Kiliselere danışmanlık hizmetleri veren sosyalbilimci Keith McKerracher’in  1961-2001 yıllarını kapsayan araştırmasında ilginç veriler çıktı.  Kırk yılda, Kanada’daki Anglikan nüfusu, 1.36 miyondan, 642.000’lere ( yüzde 53) geriliyor. Anglikan Cemaati her yıl yaklaşık onüç bin üye kaybetmekte.
Aynı azalma United Church ( Yüzde 37) ve Presbyterian ( yüzde 35)  cemaatlerinde de sözkonusu. Roman Katolik kiliselerinin ise rakamlarına ulaşılamıyor.
McKerracher “Kanada’da kurumsallaşmış din, insanların  hayatında çok yer tutmuyor. Buna rağmen daha küçük guruplar ve bireysel dini anlayışların  önplana çıktığını görülüyor” diyor.
Gittikçe azalan Hristiyan nüfusuna ve kapanan kiliselerin rağmına, agnostiklerin, ateistlerin,  humanistlerin,  yogacıların sayısında artış var.  Daha küçük ve gelenek dışı hristiyani gruplara rağbet artıyor. Yine hristiyanlık dayanakları da olan newage dinlerle, uzakdoğu felsefeleriyle ruhsal ve zihinsel arayışları sürüyor Kanadalı’ların…
Hristiyanlıktaki sayıca azalma, Kanada’da Hristiyanlığın öleceği anlamına gelmiyor.  Hristiyanlık,  bu kültürün mayasında var.  Yaşam tarzını, felsefesini, edebiyatını, siyasetini  biçimlendirmiş bir din.  Hristiyanlık ardı ardına kapanan kiliselere rağmen, ortaya çıkan küçük  cemaatlerle  daha sık dokulu birimler olarak varlığını sürdürecek gibi görünüyor.
Kanada’lılar, belki de “Kilise” dışındaki Hristiyanlığı keşfetme yolunda…

SHARE
Previous articleGöçmen çocukları
Next articleYerliler

LEAVE A REPLY