KANADA’DA MÜSLÜMAN OLMAK

0
5343
2001 Canadian Cencus verilerine göre, Kanada’daki müslüman nüfus 579, 700. Son 7 yılda rakamın 700.000’lerde seyrettiği sanılıyor. Toplam nüfusun yüzde ikisi. Bunun yarısı Ontario’nun güneyinde ikamet ediyor. En çok Pakistanlı ve İranlı müslüman var.
Sadece Montreal’de, 100.000’den fazla müslüman yaşıyor. İlk cami 1938’de Edmonton’da açılmış. O zamanlar, müslüman sayısının  tüm ülkede 700 civarında olduğu tahmin ediliyor.
1903’te Kanada’ya ilk gelen müslümanlar Lübnan’dan.  Başkent Ottawa’ya yerleşen ailenin oğlu Eva Wahap ise, Yeni Kıta’da doğan ilk müslüman olarak kayıtlara geçmiş.
Bugün Kanada genelinde seksenden fazla cami,  yüzlerce  mescit var. Yaklaşık elli kadar da İslami eğitim öğretim veren özel okul… İslamın sınırtanımazlığı, farklı milletlerden  müslümanları Kanada’da buluşturmuş. Dünyanın her yerinden gelen farklı dil, kültür ve gelenekten müslümanların içiçe yaşadığı bir ülke Kanada. Sunni’si, Şia’sıyla, sufisi, seküleriyle el elele, bazen evli, bazen can dost, bazen aynı iş yerinde, aynı okulda, bazen oda arkadaşı…
Müslümanları Kanada’ya çeken başlıca sebepler, eğitim, iş, aile, düşünce ve din özgürlüğü, güvenlik…Kanada’nın dünyevi ve liberal toplumsal hayatı, serbestiyetçi ortamı, müslümanlara dinlerini  özgürce yaşayabileceği  bir imkan sunuyor,  rahat nefes aldırıyor.
Özellikle ikinci nesil müslümanlar,  Kanada’yı bir  ev gibi görüyorlar. Hakim kültür içinde, yeni yeni İslami telakkiler, tarzlar geliştiriyorlar. Özgürlükçü ortamda,  tavır  ve davranışlarla birlikte, düşünceleri de  etkileyen değişimler meydana geliyor. Yeni nesiller, dinleriyle gurur duyarken, ebeveynlerinden tevarüs ettikleri Lübnan, Pakistan, Mısır, Türkiye kültürleriyle biçimlenmiş  İslami bir anlayış yerine, Kanada kültürüyle tatlandırılmış yaklaşımları daha kolay benimsiyorlar…Çoğu ebeveyn, İslami kurallar çerçevesinde olduğu sürece, hakim  kültürün dayattığı bu yeniliklerde bir sakınca görmüyor.
Ülkedeki müslümanların 100’de 90’ı,  Kanada dışında doğmuş.  100’de 70,  Kanada hayat tarzına uyum sağlamanın lüzumunu kabul ediyor. Yüzde 94’ü de, Kanadalı olmaktan memnuniyet duyuyor. Yüzde 31 ise bir şekilde ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ediyor.(1)
Avrupa ile  mukayese edildiğinde,  Kanadalı müslümanlar daha şanslı sayılabilir. Avrupa’daki etnik ve dini ayrımcılığın şiddeti burada yok.  Kanada sokaklarında rahatlıkla görebileceğiniz çarşaflı, sakallı, cüppeli müslümanlar, yadırgayıcı bakışlara maruz kalmıyor. Müslümanlar, istedikleri helal yiyeceği kolaylıkla bulabiliyorlar. Gönüllerince, camii, okul, mescid açıp, her türlü merasimlerini İslami usüllere göre düzenleyebiliyorlar. Amerika’dan da elverişli bir ortam var müslümanlar için. Amerika’nın melting pot ( tencere)unda  kaynayıp eriyen müslümanlar, Kanada mozayiğinde kendileri gibi kalabiliyorlar. Kanada’da İslam, “odadaki fil” muamelesi görmüyor şimdilik. Bu arada, İngiliz Kandalılar’ın, Fransız Kanadalılar’a göre, daha höşgörülü ve anlayışlı olduklarını  kaydetmek gerek.
Kanada kültüründe çok yaygın olan,  alkol tüketimi, serbest cinsellik, domuz eti ,  kumar,  faiz … gibi İslami olmayan unsurlar, zaman zaman müslümanlar üzerinde baskı oluşturabiliyor. “Nefsini ve neslini” koruma düşüncesiyle hareket eden müslümanlar için, en emin sığınak  kendi evleri. Müttaki müslüman ile, mezhebi daha geniş müslümanlar arasındaki yaşam ve düşünme farklılıkları da, belli ölçülerde bir tansiyon oluşturabiliyor.
Kanada’da müslümanlarla ilgili yeterli araştırma yapıldığı söylenemez. Güncel olaylara müslümanların bakışları, tutumları nedir , müslümanların ülkeye katkıları, siyasi tercihleri, terorizm hakkındaki görüşleri, ekonomik durumları… gibi pek çok konuda elde sosyolojik ve istatistiki veriler yok.  Bilimsel araştırmaların yerini, önyargılar almış.
Başbakan Steven Harper, iktidara geleli, her yıl Yahudilerin dini bayramı olan Hannukah’ı tebrik eden mesajlar yayınlarken,  müslümanların dini bayramları ile ilgili aynı duyarlığı göstermemesi dikkatlerden kaçmıyor. Bu tür davranışlar, akıllara, devlet, kendi müslüman vatandaşlarına taraflı mı davranıyor  sorusunu getiriyor.  Başbakan’ın, sadece bir İslami grup ile  ilişkilerini sürdürmesi de, diğer müslümanlarca anlaşılamıyor. Halbuki İslam’ı temsil keyfiyeti yüksek, daha açık ve modern yaklaşımlı müslüman gruplar da var.
Kuzey Amerika’daki ilk başörtüsü yasağı, Kanada, Qubec’te uygulandı. Başörtüsüyle futbol müsabakalarına katılan bir kız öğrenci,  kendisi de müslüman olan bir hakem tarafından oyuna alınmadı. Devlet içinden bir ses çıkıp da, “Kardeşim burası özgür bir ülke, isteyen istediğini giyer”  diyemedi. Sonunda  mahkemeye intikal eden olayda, başörtüsüyle resmi futbol müsabakalarına katılınamaz kararı alınıverdi. Genel kanaat, bu yasagın Kanada’ya hiç yakışmadığı yönünde.
Kanada gazetelerinde boy gösteren terörist haberleri, hükumetin kısmen soğuk duruşu , müslüman kesimlerde rahatsızlıklar meydana getiriyor.
Hükumet çok net bir mesaj vermeli: Müslümanlar da diğer azınlıklar gibi saygındırlar. Hakları, sonuna kadar devlet güvencesindedir. Müslümanlar, sorunun değil,  çözümün bir parçasıdır.
Devlette çalışan müslümanlar da  var. Zaten işe alınırken, size açıkça dininiz ne diye sorulmaz.. Ama renginiz, aksanınız, doğduğunuz ülke, takılıp kaldığınız filtrelerden biri olabilir. Çok sayıdaki müslümandan, deneyim ve eğitim kalitesi yeterli olmasına rağmen, uygun bir iş için tercih edilmedikleri şikayetlerini duyarsınız.
11 Eylül olaylarının en büyük mağdurunun yine müslümanlanların kendilerinin olduğu, ortalığa salınan islamifobia ile tüm müslümanların neredeyse potansiyel terorist olarak  gösterildiği bir gerçek.
Bazı müslümanlar havaalanlarında, sınır geçişlerinde haksız muamelelere maruz kalabiliyor, sürekli izleniyor paranoyalarına kapılabiliyorlar. Gereksiz yere alıkonulmalar, tutuklamalar olabiliyor.
Batı’da İslam’ın kılıç gücüyle yayıldığı, şiddet yanlısı bir din olduğuyla ilgili genel bir kanaat hakim.  Batı’nın İslamiyet’le ilgili müzmin terminoloji  sorunu, Kanada için de geçerli. Yanlış algılanan cihat kavramı, bazı İslam ülkelerinin yazar ve düşünürler için çıkarttıkları ölüm fetvaları,  İslami kültür  içinden çıkmış özentili, İslami bilgisi kıt bazı yazar çizerin  ağzından yayılan yalan yanlış İslam yorumları,  sapla samanı birbirine karıştırmış durumda. Haliyle, Kanadalı’larda İslam’la ilgili büyük bir bilgisizlik var.  Medeniyetler Arası  Çatışma değil de, Medeniyetler arası bir cehalet sözkonusu.
Müslümanlara karşı var olan tepkilerin bir kısmı da, etnik nedenlerden  kaynaklanabiliyor. Sözgelimi, bir Afrika ülkesinden gelen sığınmacıların çoğunluk itibariyle, hala bir üretime geçememesi, hakim kültürle bütünleşememeleri, muhafazakar  Kanadalı’ların seslerinin yükselmesine neden oluyor. Bazı insanların hataları yüzünden topyekün bir din, töhmet altında bırakılabiliyor.
Bu arada, Kanada müslümanlarının birbirleriyle, hristiyanlarla, yahudilerle nasıl iletişim kurdukları da ciddi bir araştırma konusu olabilir.
Prof. Dr. Dimitri Kitsikis’in çok yerinde bir teşhisiyle,  Kanada gibi  çokkültürlü bir toplumda bile, dinler ve kültürler arasında müthiş bir cehalet ve dahası ilgisizlik var. “Ahseni bulmuşa hasen gerekmez” fehvasınca,  benim dinim bana, senin dini sana deyip geçiliyor genelde.  Kafalar, yalan yanlış bilgilerle dolu. Oysa, birlikte yaşama kültürü, birbirimizi daha iyi tanıyıp, anlayabilmekten geçiyor. Kanadalı’lar da müslümanlara bakarken zihinlerindeki örtüleri kaldırmaları gerekiyor.
Müslüman ve  Hristiyanların hayatı, toplumun  bir çok yerinde kesişiyor. Aynı apartmanda, aynı mahallede yaşıyorlar, aynı okullara gidip, aynı futbol takımında oynuyorlar,  aynı yerlerde alış veriş yapıyorlar.
Kanada’da  Müslüman Hristiyan münasebetlerinde, her iki kesimden de, ilişkileri, sadece ihtida çizgisine indirgeyenlerin yanında , ilişkilere , ağzınızla kuş tutsanız da  şüpheyle bakanlar  var.
Müslüman ve  Hristiyan’lar arasındaki münasebetleri geliştirmeyi amaçlayan  diyalog grupları  var. Taraflar, diyaloğu geliştirip pekiştirirken, müspet bir Hristiyan Müslüman münasebeti kurmak ve böylece yerel, ulusal, evrensel  barışa katkıda bulunmak gibi idealleri benimsemişler.
Diyalog gruplarının işlevselliği, toplumu ilgilendiren sorunlara ortak bir yaklaşım ve işbirliği geliştirebilmeleri açısından çok önemli…Bu girişimlerle, Hristiyanlardaki belli önyargılar ve bilgisizlik de bertaraf edilmiş oluyor.
Müslümanların Kanada’da bir “kimlik” sorunu yaşadığı  gerçek!  Içiçe geçmiş, çoklu kimlikler taşıyan müslümanların sadakatleri ve sorumlulukları da duruma göre değişiyor.  Kanada müslümanları , çok çeşitli etnik ve kültürel arkaplanlardan geliyor.
Müslümanlar, burada edilgen ve tepkisel değil; etkin, katılımcı, üretken bir rol üstlenmeli.  Siyasetten sanata, spora, işdünyasına, eğitime kadar toplumsal hayatın tüm safhalarında başarılı ve örnek isimler çıkmalı ki,  İslam biraz da, bu örnek şahısların zatında bir hüsn ü kabul görsün. Genç müslüman nesiller tarafınca da mensubu olmaktan gurur duyulan bir din olsun.
Medyada , siyasette, işdünyasında önemli yerlere gelen müslümanlar var. İlk müslüman milletvekili Rahim Jaffer. Fatimah Houda- Pepin de 1994’te Quebec National Asemblesi’ne seçilmiş. Azhar Ali Khan ve Harun Siddiqi Kanada’nın etkin gazetelerinde editorlük yapıyorlar. Kanada’nın dini televizyon kanalı Vision Tv’de yarım saatlik programlar yapan Sadiah Zaman,  yazar Irshad Manji bir kaç  tanınmış müslüman figür… Üniversitelerde gerek bilimadamı, gerekse yönetici olarak görev yapmakta olan  müslüman akademisyenler var. Kanada ordusunda da görev yapan rütbeli müslümanlar olduğu biliniyor.
Kanadalı Müslümanlar, Amerika müslümanlarına göre, sayıca çok az. Dolayısıyla kurumsallık, maddi güç ve etkinlik bakımlarından  gerideler. Müslümaları temsilen çok sayıda irili ufaklı, etkili etkisiz kurum  var. Bu kurum ve derneklerin her biri ayrı telden çalıyor. Ne yazık ki,  bazen de birbirinin rağmına çalışıyorlar.
Müslümanlar,bazı durumlarda birbirine karşı önyargılı tutumlar sergileyebiliyorlar. Batı dünyasının kendilerine çifte standart uyguladığını iddia eden müslümanlar, öncelikle gurbetlerde birbirlerine koydukları standartları ortadan kaldırmaları gerekiyor. Müslümanların kendileri, temel konularda bile bir düşünce birliğine kavuşabilmiş değiller! İslam’ın tüm dünyada olduğu gibi burada da tek bir sesi yok. Çok seslilik  bir zenginlik vesilesi olabilirken,  kakafoniye neden olmamalı.  Özellikle gurbette ortaya konması gereken hizipçilik, grupçuluk değil, İslam’ın birleştiren bütünleştiren kardeşlik ruhudur. Bu nedenle, farklı telakkilere sahip İslami cemaatler, çesitli vesilelerle daha sık bir araya gelmeli. Yaşadıkları coğrafyanın da kültürüyle uyumlu, ortak bir akıl oluşturmalılar.
İslam’ın Kanada’da büyük bir potansiyeli var. Müslüman nüfusu hızla artıyor. Müslümanlar, Kanada’nın genel nüfusuna kıyasla daha eğitimli. 2001 verilerine göre Kanada’da 6,310 doktoralı müslüman var.
Sonsöz, Müslümanların teröre karşı daha güçlü tepki vermesi, İslamı töhmet altında bırakacak eylemlere hayat hakkı tanımamaları gerekiyor. Kanada’da gittikçe artan müslüman sayısı, Kanadalıları ürkütmemeli, tedirginliğe sevketmemeli; bilakis memnun etmeli, güven telkin etmeli…
1-  Environics Survey of Canadian Muslims, December 2006 , January 2007, Focus Canada 2006

LEAVE A REPLY